İyi ki doğdum ..
Sevdiklerimle 30+3 'e inşallah
İyi ki doğdum ..
Sevdiklerimle 30+3 'e inşallah
Uzun zamandır evde keyifle dinlediğimiz Jehan Barbur'u canlı izlemek istiyordum .Ama Ne zaman biryerlerde performansı olsa, o günle ilgili başka bir program oluyordu. Geçenlerde sitesinde Cihangir'de Kaktüs Cafede çıktığını görünce hemen organizasyon yaptık sevgiliyle..
İşte bu seneki filmler ile ilgili kısa notlar,
Blood Simple,Coen Kardeşlerin ilk filmi. Her ne kadar bir ara uzun sekanslar (IKSV'deki arkadaşın söylemiyle diyecek olursak ) e hadi ama dedirtsede işin özünde iyi bir filmdi. Tipik Coen Brothers filmi yani.

It Might Get Loud, Her sene listeme müzikle ilgili bir film ekleme geleneği bu sene de bozulmadı. The Edge ile Jimmy Page'i görünce hemen listeye eklenen belgesel kesinlikle doğu bir kararmış. Gitar ustalarının kendi hayatlarıyla birlikte müziklerini dinlemek filmin sonunda kocaman bir gülümseyle çıkmama sebeb oldu. Bir de belgeseldeki U2 konser görüntüleri nasıl gaza getirdi. Gel 6 Eylül gel gel ...
Five Fingers, İstanbul'da gerçekleştirilen ilk uluslarası yapım olan Five Fingers ,1950li yıllarda İstanbul ve Ankara görüntüleri ile çıktı karşımıza. Film en keyifli yanı ise bu zamana kadar izlediklerimizin aksine, bizi kötülemeyen hatta bazı anektodlarda gerçeği yansıtan tarafsız bir film olmasıydı.
Gittiğimiz diğer üç film için malesef iyi birşeyler diyemiyeceğim . Özellikle seçilen senenin Türk filmi 7 Avlu benim için tam anlamıyla bir fiyaskoydu .Filmin yönetmenininn film başlamadan "İzleyeceğiniz versiyon hatalıdır. Yenilenmiş halini ne yazık ki festivale yetişteremedik" diye başlaması bile geleceklerin işareti olmalıydı. Güzelim Antakya'nın evleri bile bence filmi kurtaramadı.İşin Anadolu yakasında olmasından ve havaların bir türlü baharı getirmemesinden dolayı İstiklal Caddesi uzun bir süredir tarafımdan ihmal edilmekteydi. Ta ki sevgili hobilerine bir yenisini ekleyene kadar .Bu durum İstiklalde zaman geçirmeyi seven bana ilaç gibi geldi doğrusu. Zaten malum İstanbul Film Festivali de başladı .Taksimde takılma süremiz bu aralar artacak dolayısıyla ..
Curtis Stigers Lale Plak sayesinde keşfedildi .Listemizde olan albümleri sorarken sahibi bu albümü önerince hemen attık sepete(Tabi bir iki örnek dinledikten sonra ).Ben Lost In Dreams'e bayıldım.


Büyürken dinleği müziklerin etkisinde kalarak caz ile rock'ı karıştırmış,içine birazda blues katmış .Ortaya hoş birşeyler çıkmış.
Stacey Kent'in yeni albümü Mart'ın 22 çıkıyormuş.
Çıplak ayaklı kontes Cesaria Evora ile
Blues ustası Keb Mo' 'nunkiler ise çıkmış bile , 
Duyduk duymadık demeyin bu seneki program açıklandı. Biletler 20 Mart'tan itibaren satışta.
If bağımsız film festivali bu sene yeni işin gazabına uğradı. Uzun zamandır programa çalışmadan son dakika seçimiyle gitmemiştim film festivaline. Neyseki seçim başarılı çıktı. Bu sene 1 taneyle de olsa If'ten boş çıkılmadı. Paul Giamatti'nin keyifli başarılı oyunculuğu için mutlaka seyredilmeli Cold Souls
Bendeniz işe güce adapte olmaya çalışırken İf programı açıklanmış efem.Hadi filmlere bakmak için buraya bir tık .Herşey ne kadar çabuk değişiyor bazen insanın hayatında ...
Hal böyle olunca yapılanlar ,keşifler biriksede biraz kafa dağıldı düzen oturunca anlatılacaklar daha bir akıcı olacak eminim.
Şu anda akılda kalanlar,
Bu aralar sıklıkla dinlediğimiz albümlerden biri İlhan Erşahin 'in Erik Truffaz'lı İstanbul Sessions çalışması. İlhan Erşahin'i bilirim ama şu ana kadar Wax Poetic'li Norah Jones çalışması dışında hiç bir çalışmasına sahip değildim.Ama bu albüm benim için tam bir piyango oldu. Nedenine gelince herhalde uzun zamandır araştırmadan alınan bir cd bu kadar hoşuma gitmemişti .Albümün alınmasında sevgilinin etkisi büyük zira kendisi araştırmadan böyle süpriz denemeler yapmaya bayılıyor.Bu sefer ki gerçekten çok güzel bir seçim oldu. Daha çok vokal cazcı olan ben bile albümü sevdim ve birkaç haftadır zevkle dinliyorum .Özellikle de Freedom ve Our Theory çok başarılı . Tavsiye edilir ...Diğer bir tavsiye de tiyatrodan .Tiyatro Öteki Hayatlar'dan Karşılaşmalar. Oyun 2007 'de Afife Tiyatro ödülünü almış. Tek perdelik oyun 3 kuşak çiftin birbirleri ile karşılaşmaları sonrasındaki diyalogları ile kadın erkek ilişkilerini sorguluyor. Konu bilindik ama oyuncular başarılıydı .Oyun ile ilgili tek negatif olay malesef Taksimde sergilendiği bir apartman katının salonunun tiyatro sahnesine dönüştürülmesiydi. İnsanların bu kadar zor şartlarda tiyatro yapmaları gerçekten üzücü .Bu keyifli oyun umarım daha güzel sahnelerde de performans imkanı bulur .

Aslında yılın son günlerinde birkaç parçasını şöyle bi dinlemiştim .Birkaç gündür biraz daha dinledikten sonra detaylı şans verilebilir diye düşünüyorum Tony Desare'ye.Piyano ve düzgün vokal ikilisine devam .Hem son albümünde Jane Monheit ilede düeti de var. Dinlemek lazım...
