5 Ağustos 2011 Cuma

İtalya Gezi Notları 5.Gün Floransa



Herhalde doğru dürüst çalışmadan gittiğim ilk şehirdi Floransa. Dediğim gibi gündem değişince sadece otele gidiş-geliş, günlük otobüs bileti, görülmesi gereken meydanlar, ikinci gün yapacağımız günü birlik Pisa,Siena turu için tren bilgileri yazıldı benim kara kaplıya. Hiç bir detay yok. Hem zaten gezimizin ilk planında da bu sefer müze vb. şeyleri gezmeme kararı aldığımızdan, yine elimizde harita bıraktık kendimizi Floransa sokaklarına.

Floransa ve Toskana bölgesi zaten öyle bir iki günde bitecek yerler değil malum. En  ince ayrıntılar bir dahaki sefere merkezi Toskana olan bir İtalya turunda gezilecek taramızdan.


Şehrin görülmesi gereken meydanları doğru rotayı çizdiğinizde yürüyerek gezilecek mesafede.İlk başlangıç rotasını Piazza Del Duomo ile başlatıp sırasıyla Piazza Della Signoria ve Piazza Della Repubblica'yı izleyip Ponte Vecchio köprüsüne vardığınızda bile gördükleriniz size büyülemeye yetiyor.Floransa adeta bir açık hava müzesi.


Biz bu seferlik Uffizi koleksiyonu ile Galleria Dell'accedemia'yı ilerki zamana erteleyip, Duomo'nun önündeki ve etrafını çevreleyen kuyruğa giremedik bile.O muhteşem David heykelinin sadece replikasını görmekle yetindik.Gittiğimiz zaman tam yüksek sezona denk geldiğinden İtalya'nın diğer şehirlerinde de olduğu gibi etraf Amerikalı kaynıyordu. Hollywood'un İtalya'yı çok işlemesinden olsa gerek Amerikalılar İtalya'yı çok seviyorlar.


Akşam üstü güneşi batırmaca ise Piazzale Michelangelo'da oldu. Floransa'nın güzel panaromasını gün batımında izlemek ,Duomo'nun ne kadar büyük olduğunu görmek çok keyifliydi.



1 Ağustos 2011 Pazartesi

İtalya Gezi Notları 4.Gün Venedik


Venedik bu tatil rotamızda görmeyi en heyecanla beklediğim yerdi açıkçası. Tatilimizi ilk planladığımız sıralarda dileğimin gerçekleşebilmesi için gaza getirecek bütün aktiviteleri aradım durdum günlerce internette.


Sonra sevgili öyle bir sürpriz yaptı ki bir anda gündem değişti bütün İtalya çalışmaları yavaşladı :))

Bize de spontane bir şekilde Venedik’in sokakları arasında kaybolmak kaldı.


Venedik’e Marco Polo hava alanından ATVO otobüsleri ile yaklaşık 30 dk. bir ulaşabiliyorsunuz. En ekonomik ve hızlı yöntem. Ama eğer uzun vaktiniz varsa bu araçlarlada Venedik’e denizden ulaşmakta keyifli olabilir.



Bütün araçlar Piazzale Roma'da sizi bırakıyorlar ondan sonrasında ulaşımın çoğu malum vaporettolar ve yürüyerek.

Gitmeden önce okuduğum yazılarda 1 günün yeterli olduğu söyleniyor ama atmosfer o kadar etkileyici ki insan orada daha az turistin olduğu zamanda en az bir iki gün daha keyif yapmak istiyor.


Yeme -içme konusunda listemizde olanların birkaçı pazartesi kapalı olduğundan bir sonraki sefere denenmek üzere kaldılar.

Öğlen atıştırma mekanı Vedat Milör'ün de tavsiye ettiği Muro Vino E Cucina adlı cicchetteria. Venedik'te İspanyolların tapasının karşılığı ciccheti, onların yenip yanında bir şeyler içildiği barlara ise cicchetteria deniyor.


Bu mekanlar gerçekten çok keyifli özellikle de içi sevimli İtalyan amca ve teyzeler ile doluysa..



Akşam yemeğimiz ise İtalya'da yediğimiz en iyi ikinci pizzanın adresi Da Mamo. Tarafımdan keşfedilen Da Mamo'nun Deniz mahsullü pizzası muhteşem kesinlikle denenmeye değer.



Venedik’e gelipte peki gondol'a binmeden dönmek olur mu. Olmazzzz(mış).Mantık ve duygu arasında gidip gelen düşüncelerimiz en son gondolcu abinin bize yaptığı neredeyse %40 'lık indirimle son buldu.Bir anda gondolda bulduk kendimizi.Eğer gerçektende gondolla dolaşmak istiyorsanız mutlaka pazarlık edin ve hemen ilk konuştuğunuza binmeyin.Siz pazarlık etmesenizde konuştuğunuzu gören diğerleri sizi yakalıyor fiyatlarını indiriyorlar. Evet artık biraz daha turistik bir aktivite olabilir ama yinede romantik bir aktivite(tabi cümbür cemaat yapanları saymıyorum ) gondolla kanallar arasında dolaşmak.Hele o gondolcuların performansları gerçekten takdire değer.

Şimdi sıra Floransa'da..

13 Temmuz 2011 Çarşamba

İtalya Gezi Notları 3.Gün Napoli



Roma'dan Napoli'ye trenle sabahtan yola çıktık. Daha önce okuduğumuz yazılardan açıkçası biraz tedirginliğim vardı Napoli hakkında. Ama İstanbul'da yaşayan biri olarak Napoli'de neymiş ana fikriyle biraz daha sakinleşmiştim. Zaten Napoli ile beklentimiz Pompei'yi görmek ve güzel pizzalarından yemekti.




Napoli Garibaldi İstasyonundan yürüyerek neredeyse 5 dk mesafede olan otelimize giderken bile gördüklerimiz ağzımızın açık kalmasına yeterli oldu.


Otelden sonra ilk durak Pompei. Pompei'ye Garibaldi'den kalkan Circumvesuviana treniyle gidiliyor. Yaklaşık 20 dk.da bir tren mevcut. Pompei, Scavi Villa Misteri durağında indikten sonrada 5 dk. uzaklıkta sizi karşılıyor. Eğer zamanınız varsa ve görmekte istiyorsanız yine buradan Vezüv Yanardağına giden turistik otobüslerde mevcut.



Napoli sokakları tam anlamıyla çöp dağları ile dolu. İnanılmaz.Şehir uzun zamandır bu konu hakkında alarm veriyor. İtalya'da olduğumumz süre içinde hemen hemen Napoli'nin çöp sorunuyla ilgili haberler vardı.





Napoli'nin tabiki en meşhur yiyeceği Pizza. Gitmeden önce Hem Vedat Milor'un İtalya kitabından hem de buradan bulduğum bütün pizzacılar Via Tribunali'de. Ama bingo pazar günü olmasından dolayı buradaki bütün dükkanlar kapalı.Açık olanlar da 15.00-19.00 arası siesta'da. O yüzden Napoli yeme içme maceramız otelimiz yakınlarındaki ilk bulduğumuz kantine benzer bir mekanda sonlanıyor. Yan masada da sanki Baba filminden çıkmış Pazar ayininden dönen bir aile eşliğinde hem de.

Pazar haricinde bir gün giderseniz işte uğramanız gereken tescilli pizzacılar.

Di Matteo
I Decumani
Pizzeria Del Presidente


Napoli'de diğer  ünlü olanlar ise Baba,Sfogliatelle ve Limoncello likörü.. Tatlılar konusunda da malesef her yer kapalı olduğundan Garibaldi Terminal kafelerinde deneme yapabildik. Bu tatlıları eminim daha iyi yapanlar vardır.

Aslında Napoli'nin sokakları tam fotoğraflık. Ama ortama gidince insan ister istemez biraz geriliyor rahat rahat gördüğü kareleri belgeleyemiyor. Tamam başımıza birşey tabiki gelmedi ama yolda park etmiş arabaların yarısında  hiç görmediğimiz direksiyon kilitlerini ve magnetlerinde bile hırsızlıklarını kabul etmiş olmalarını görmek gerilmek için yeterli bir sebep bence.

Napoli tabiki de Capri Adası,Pompei ve Amalfi kıyılarına yakınlığı sebebiyle görülesi bir yer haline geliyor.
Biz bir daha gitmek istermiyiz peki hiç sanmıyorum :))

Son bir bilgi de Garibaldi Terminalinden havaalanına ulşamak ile ilgili.Alibus adındaki otobüsler şehire çok yakın olan havaalanına 20dk'de bir sizi ulaştırıyor.

11 Temmuz 2011 Pazartesi

İtalya Gezi Notları 2.Gün Roma (Ritüeller)

Hani Roma'ya bir kereden fazla gittik ya artık bizim de Roma ile ilgili ritüellerimiz var. İşte bunlar ..
San Pietro Meydanı -Papa'yı ziyaret


Geçen sefer Vatikan müzelerini gezmiş, diğer kısma yorgunluktan dolayı geçememiştik. Bu sefer kahvaltıdan sonra ilk iş oraya gitmek oldu. Ama sabahın onunda bile buradaki devasa kuyruğu görünce meydana bir merhaba diyip Roma'nın en sevdiğimiz diğer meydanlarına dönmek zorunda kaldık.

Piazza Navona-Roma'nın en sevdiğimiz meydanı

Hem gündüz, hem gece burada olmayı seviyoruz. Bernini'nin çeşmesi hayranlık verici.

Tazza D'oro-Mmmmm kahvemi demiştik.
Tazzo D'oro Roma'nın en eski kahve mekanlarından. Gerçi her yerde içtiğimiz kahveler muhteşem ama burası da artık Roma'nın klasiklerinden. Pantheon'un çok yakınında.

Cul de Sac-Bizim 1 numaralı favorimiz.


Bu seferki gelen menüyü görmeliydiniz. Ömrümde bu kadar fazla çeşit şarabı ben  hiç bir yerde görmedim. Gerçi biz yine dayanamayıp geçen seneki seçimimizi yaptık. Şiddetle tavsiye edilir.

Campo de Fiori-Rengarenk..

Tamam biraz turistik olmaya başlamış olabilir ama yine o renklerin içinde olmak orada dolaştıktan sonrada Obika'da güzel bir latte içmek adetten oldu artık.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

İtalya Gezi Notları 1. Gün Roma ( İlk göz ağrısı )


Roma bizim sevgiliyle beraber gittiğimiz yurtdışındaki ilk şehrimiz,Ayhan abi'nin dediği gibi evimiz :)).O yüzden bu uzun İtalya tatilimizde de ilk günü ona ayırmak istedik. Şöyle hiç yeni bir şeyler keşfetmeden dolaşmak, keyif yapmak istedik.
Daha öncekinden tek farkı kaldığımız otelin şehrin merkezi Termini istasyonuna yürünecek mesafede olmasıydı.Böylece yapılacak keyif sayısı daha da uzun olacaktı.


Blu-express'in uçuş seferleriyle ilgili bize yaptığı sürprizin güzel tarafıyla (ki  diğer tarafıyla halen uğraşıyoruz) 2 gece 1 gün planlanan Roma bölümüne bir akşam üstüyü daha ekledik.

İtalya seyahatimizin otel araştırmasını yaparken bakılacak sitelere yeni birini daha ekledim bu arada. Nozio sayesinde yüksek sezonda Termini'nin çevresindeki leş otellere vereceğimiz paraya çok sevimli bir otel bulduk. Geçen sene gittiğimiz Da Vincenzo'ya otelimizin yakın olmasıda süper oldu. İtalya seyahatinin Roma bölümü geçen sefer yapılanların tekrarı gibi oldu. Roma ritüellerimiz bir sonraki yazıda..

30 Haziran 2011 Perşembe

29 Haziran 2011 Çarşamba

The Trip


                                         The Trip


Günler güzel ve yoğun geçerken,radyoda Micheal Caine'nin sesi gün içinde dönerken, ve tam da bizimkinden yeni dönmüşken bir film tavsiyesi "The Trip"
The Trip bu seneki festivalde seyrettiğimiz en güzel filmdi. Gezmeyi ve yemek yemeği seviyorsanız mutlaka seyredilmesi gerek bence.
Detaylar ve kısa video klipler için buraya bir tık !!

Bizimkisi mi detaylı olarak çok yakında inşallah :))

19 Mayıs 2011 Perşembe

30+3


Doğum günlerimde buraya yazmak adetten olduya artık birşeyler yazmazsam olmaz. İnsan içten dileğince istekleri gerçekleşiyor herhalde.Ya da zamanı gelince :) 

30+4 'e daha güzel günlere sevdiklerimle...

4 Mayıs 2011 Çarşamba

İstanbul Caz Festivali 2011

İstanbul Caz Festivali'nin programı açıklanmış. Daha detaylı olarak inceleyemedim ama göz ucuyla bakarken Lizz Wright'ı gördüm. Çok sevindim. Detaylı incelemeler için hep beraber buraya bir tık!!

10 Mart 2011 Perşembe

İstanbul Film Festivali 2011!

Blogger'a girip girememek mesele. Bir açılıyor, bir o malum karar çıkıyor ekrana. Hazır açılan zamanını yakalamışken kimin okuyacağını bilmeden duyuruyorum efendim. Zira adetten oldu artık. Bu seneki film festivanin programı açıklandı. 30. yıl dile kolay.

Program için buraya bir tık !!. Tabi buradan tıklayabilirseniz....

16 Şubat 2011 Çarşamba

Münih 2.gün

Münih'te ikinci gün daha az turistik, şehrin havasını, insanlarını anlamak, güzel fotoğraflar çekmek için planlandı tarafımızdan. İşte rotamızdaki noktalar...





KPMG Building ,Bina şu anda tadilat halindeydi ama yine de merdiveni sevgili gayet başarılı bir şekilde çekebildi.


Walking Man ,17 m uzunluğunda çelik konstrüksiyondan yapılmış muhteşem yürüyen adam figürü


English Garden, Avrupa her şehrin kocaman parkları var malum .Mühin'in ki de English Garden. Bu puslu ,soğuk hava da bile o kadar güzeldi ki. Biz olsak bu havada evde polar battaniyeyi çekip üstümüze film seyrederdik ama Münihliler öyle değil parkın içinde koşanla, ata binenler, futbol oynayanlar  doluydu. Kızarmış yanaklarıyla oksijeni bünyeye çekiyorlardı.


Alter Peter , Münih'i ayaklarınızın altına alabileceğiniz kule. Çıkarken soluksuz kalacaksınız :)) Çıktıktan sonra karşınıza çıkan manzarayı gördüğünüzde de..

14 Şubat 2011 Pazartesi

Münih 1.gün BMW Müzesi ve sonrası


Hani Stuttgart'ta Mercedes ve Porsche müzesine gitmiştik ya Münih'i araştırırken bir baktım ki BMW 'nin müzesi de buradaymış. Seriyi tamamlamak adına yağmurlu başlayan ilk günümüzde otelden direkt BWM müzesi ve BMW Welt'i görmeye gittik.

Müzeye ulaşmak metroyla tabi ki de çok kolay oldu. Diğer müzelere göre BWM müzesi daha küçüktü. Ama tasarım ve yerleşim başarılıydı .

Zaten herşeyi geçtim bu sevimli şeyi görmek için bile gelinmeliydi bence.


Müzeyi gezdikten sonra şansımızda yağmur dindi. Hava soğuktu ama yağmur yağmaması önemliydi tabi.



Yemek olayını Lowenbrau'de hallettikten sonra Marienplatz'ı ilk keşif ve biraz alışveriş caddesinde dolaşmak ile geçti vakit. Münih'teki alışveriş adına en güzel şey bu mağazaydı herhalde. Bizdeki büyük alışveriş zincir mağazaları düşünün( altı katlı olanını) ama içerisinde sadece kış sporları ile ilgili aklınıza gelebilecek her türlü malzeme ve aksesuarın bulunduğunu. Benim gibi atkı bere düşkünleri burada kendini kaybedebilir .Mutlaka uğranması gereken bir yer .....


Münih'in sabit pazarı Viktualienmarkt peynir tutkunları tarafından cumartesi günleri mutlaka uğranması gerekenlerden.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Münih Notları



Viyana'da geçen 1,5 günün ardından sabah çok komik bir rakama iç hatlardan Münih'e geçiş yaptık. Bayramın son 2,5 gününü de Münih'te geçirdik.

Almanlar Stuttgart'da olduğu gibi bir kez daha düzenleriyle kendilerini hayran  bıraktılar. Her şey tıkır tıkır mı işler  bir şehirde.

Hani Viyana'nın toplu taşımasına hayran kaldık dedim ya Münih'in toplu taşıması tapılacak vaziyette demek istiyorum. Buraya gelmeden önce şu haritayı anlamak bile bayağı bir zaman almıştı doğrusu.



Havaalanından şehrin merkezine Hauptbahnhof'a S1 veya S8 olarak iki tane tren hattı var. Şehre ulaşabilmek için 4 zonluk bilet almanız yeterli. Yaklaşık 40-45 dk içinde merkez istasyonda oluyorsunuz.
Bundan sonra yapmanız gereken istasyonlardaki kiosklardan kalacağınız güne göre toplu taşıma biletinizi almak.
Münih'in City Tour Card diye bir uygulaması var. Eğer iki kişi ya da aile olarak gittiyseniz bu uygulama inanılmaz ekonomik oluyor. Bir sürü yerde de indirimleri mevcut .
Yine merkez istasyondan çıkmadan danışmadan da Münih ile ilgili şehrin ulaşım ağını dahil eden ücretsiz broşürü de almayı unutmayın derim.

Münih'in toplu taşıması ile ilgili her şey burada. Ve Münih ile ilgili her şey de burada.

Toplu taşıma bu kadar iyi olunca şehrin neresinde kalırsan kal çok önemli bir problem oluşturmuyor. Bizim tercihimiz yine İbis otellerden yana. Uzun zaman önceden kalacak yerinizi ayarlarsanız Accor oteller grubu bayağı ekonomik konaklamayı sağlıyor.

Münih deyince tabi ilk akla Oktoberfest geliyor. Diğer  zamanlarda da Münih çok keyifli vakit geçirilebilecek bir şehir. Aslında hava güzel olduğunda bu bira şehrinin yakınlarındaki  masallarda dinlediğimiz şatoları görmek bile mümkün.


 Biraları ile  bizi mest eden  Münih için yemekleri konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim malesef. Gerçi damak zevki tabi ki. Biz biraların yanında kızarmış patates ve türevlerine alıştığımızdan ve İngilizce menülerin normal menülere göre oldukça kısa olmasından bir türlü istediğimiz tatları bulamadık. O kadar komik ki ilk bira durağımızda ben  biramı Hollandese soslu buharda sebzeler eşliğinde içtim. Allahtan Nordsee vardı. O muhteşem balık çorbası bizi kendimize getirdi. O kadar iyi geldi ki farklı yerler denemeyi sevmemize rağmen ikinci akşamımızda da riske atmak istemeyip orada yedik yemeğimizi. Tabi belirtmek isterim Münih'teki Nordsee'nin İstanbul'daki kardeşiyle alakası bile yok. Restoranda istiridye bile vardı  o kadar. Fast food istiridye. :))

Münih'in en merkez meydanı MarienPlatz  Frauekirche, Rathaus, Alter Peter, Viktualienmarktz, Hofbräuhaus gibi görülmesi gereken yerlerin hepsi, alışveriş mağazaları Marienplatz çevresinde.

Münih ile ilgili genel detaylar böyle iki gün yapılanlar daha sonraki günlerde ...

8 Şubat 2011 Salı

Wien Christkindmarkt


En güzel Christmas hazırlıkları Rathaus meydanında.




Gündüz güzel,


Ama  gece bir başka güzel.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Hundertwasserhaus



Viyana'da herhalde en çok görmek isteğim yerdi Hundertwasser House. Hundertwasser House 1983-86 yılları arasında Avustralyalı sanatçı Friedensreich Hunderwasser tarafından yapılmış Viyana'nın sembollerinden biri olmuş, en fazla ziyaret edilen  apartmanı.  
 

Hundertwasser House Viyana'nın Landstraße district bölgesinde. Daha detaylı bilgi için buraya.

Ayrıca ünlü takı markası Fred Wille'nin  de buranın ismini taşıyan, tıpkı burası gibi rengarenk bir koleksiyonu var.
 

3 Şubat 2011 Perşembe

2010'dan kalanlar Viyana Notları


Uzun bayram tatilinin bir bölümünü değerlendirmek adına planlanan 4 günlük kısa tatil planımızın birinci durağıydı Viyana. Mevsim kış olunca hem de Christmas kutlamalarına  denk gelince çok güzel bir 1,5 gün geçti burada.
Ama bu kadar kısa sürede verimli geçirebilmek için bayağı bir çalışma yapmak gerekti onu da belirtmem gerek.


Ulaşım &Konaklama

Viyana toplu taşıma konusunda hayran olunabilecek Avrupa şehirlerinden bence. Gelişmiş bir metro ağı, bir çok otobüsü, tramvayı ve treni mevcut.

Havaalanından şehre ulaşabilmek için üç alternatifiniz var. Birincisi direkt Wien Mitte istasyonuna  16 dk'da hiç durmadan giden City Airport Train (CAT). İkincisi normal S-Bahn Tren Hattı, son olarak Post Bus otobüs hatları. Normal tren hatları da yaklaşık 24dk'da Wien Mitte'ye ulaşıyor. Havaalanından otobüslerde şehrin çeşitli ana noktalarına 25 ila 45 dk arasında ulaşıyorlar. Bunlar arasında kalacağınız yere göre seçim size kalmış. Hepsinin fiyatları hemen hemen aynı.

Daha detaylı bilgi için işte linkler;




Şehir içi toplu taşıma içinde Metro,Gece Otobüsleri vs. buradaki bilgilerden yararlanabilirsiniz.

Kentin turistik önemli noktalarını oturduğunuz yerden görmek istiyorsanız Ring Tram diye bir tramvay hattı var. O da yararlı olabilir.


Gelelim konaklama olayına. Tabi ki bir sürü güzel otel  mevcut. Şehrin merkezindeki oteller biraz pahalı. Hedef temiz odada konaklama olduğundan ve toplu taşımada süper olduğundan bence merkezde kalmaya gerek yok. Biz tercihimizi buradan yana kullandık 5-10 dakikada hop şehir merkezindeydik.

Bence kısa süreli seyahatlerde Vienna Card pek kullanışlı değil. Ama yine de hem Viyana'yı detaylı hem de kartın şartlarını incelemek isterseniz doğru buraya bakmanız gerekiyor. Bu site çalışmalarımı yaparken bayağı yardımcı oldu doğrusu.



Gidiş zamanımızın en güzel yanı herhalde Christmas hazırlıklarına denk gelmesiydi. Her sene Kasım ayının 12 'den itibaren şehrin belirli yerlerinde standlar kuruluyor. İnsanlar hem yılbaşı hazırlıklarını yapıyorlar hem de  Gluewien (bildiğiniz sıcak şarap) içerek keyiflerine keyif katıyorlar. Bu pazarların en güzeli Rathaus meydanında olanıydı bence.Viyana'da olduğumuz iki gece boyunca otelimize gitmeden önce uğrak noktamız oldu. 

Christkindlmarkt mutlaka ajandaya kaydedilmesi gerekenlerden.

Yeme, içme konusunda süre az olduğundan çokta fazla alternatif denememiz olmadı aslında. Ayak üstü atıştırmak için iki tane alternatif var Viyana'da .Birincisine çok da uzak değiliz İstanbullular olarak Duran Sandwiches tıpkı İstanbul'da olduğu gibi Viyana'nın da birçok yerinde mevcut. Ne de olsa ana vatanı :)). Duran'a alternatif  Viyana'da daha ünlü olan birde Trzesniewski var. Dilimleri onlarında mevcut.

Kafelere gelince bizim tercihimizin ilki  şu çookk meşhur Sacher Torte'si olan Sacher Cafey'di.  Pekte öyle süper birşey değil laf aramızda bildiğin çikolatalı pasta. Ama mutlaka yemeliyim diyenler deneyebilir. İkincisi ise dekorasyonunu bile senelerdir değiştirmemiş olan Cafe Hawelka. Kafenin İngilizce menüsü bile yok bu arada. Smokinli garsonu beline bağlı para çantasıyla geliyor siparişinizi alıyor. Biz bu arada kahvaltı etmeye kalktık ama yiyecek bir şey bulamadık ama kahvesinin lezzetine diyecek yok.

Gurme alışverişi konusunda bizi çıldırtan mekan Julius Meinl'di. Eve direkt  dönecek olsak herhalde burada alışveriş konusunda kendimizden geçebilirdik. O güzelim birbirinden farklı lezzetlere baka baka iç geçirdik.


 Stephansdom, Hofburg Palace, Museumquartier, Karlskirche, Parlemento binası, Rathaus, Beldevere Sarayları ve Klimt koleksiyonu, Stadtoper, Hundertwasser House'da görülmesi gereken mekanlardan...

Viyana daha denenecek bir sürü kafesiyle ,gittiğimiz yemek mekanlarında bulunamayan Dana Schnitzel'i ile, Stadtoper'de dinlenecek Strauss ya da Mozart'ı ile akıllarda kaldı. Benim için kış şehri olan Viyana kesinlikle havaların güzel olduğunda fırsat bulunduğunda bir daha gelinecek bir yer olacak.



26 Ocak 2011 Çarşamba

If İstanbul 2011


Ve program açıklandı .Relaxxx :))
Detaylar için tık..

21 Ocak 2011 Cuma

Bir kaç Albüm Arası

Yoğunluk biraz azaldı derken araya bir de grip girdi iyice dağıldım. Bu arada listeye alınan birkaç albüm ..